top of page

Yatırımcının Zararında SPK’nın Sorumluluğu

11 saat önce
5 dakikada okunur

Sermaye piyasalarında yatırım yapan kişilerin çeşitli nedenlerle zarara uğraması mümkündür. Bir şirket hakkında gerçeğe aykırı bilgi açıklanması, yatırımcıların yanıltılması, yetkisiz sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunulması, borsa manipülasyonları veya aracı kurumların yükümlülüklerini ihlal etmesi hisse senedi fiyatlarını düşürerek yatırımcı açısından ciddi maddi kayıplara yol açabilir.

Bu noktada yatırımcılar zaman zaman kayıplarından SPK'nın sorumlu tutulup tutulamayacağı konusunda belirsizlik yaşayabilirler.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), sermaye piyasalarının düzenlenmesi, denetlenmesi ve gözetilmesinden sorumlu kamu tüzel kişiliğine sahip bir idari otoritedir. Ancak SPK’nın yatırımcıların uğradığı her türlü zararı karşılayan veya yatırımların değerini garanti eden bir kurum olduğu söylenemez.

Bununla birlikte, SPK’nın kanundan kaynaklanan denetim, gözetim veya düzenleme görevlerini hiç yerine getirmemesi ya da gereği gibi ve zamanında yerine getirmemesi nedeniyle yatırımcının zarara uğraması ve diğer hukuki şartların da gerçekleşmesi halinde, SPK’nın idari sorumluluğu gündeme gelebilir.

Bu durumda somut olayın özelliklerine göre SPK aleyhine tam yargı davası açılması mümkün olabilir.


SPK Yatırımcının Zararından Sorumlu Mudur?

Kural olarak yatırımcının bir sermaye piyasası aracına yatırım yapması ve bu yatırımın değer kaybetmesi tek başına SPK’nın sorumluluğunu doğurmaz.

Sermaye piyasası yatırımları ekonomik ve piyasa riskleri içerir. Hisse senetlerinin değer kaybetmesi, şirketlerin finansal durumlarının bozulması veya piyasa koşullarının yatırımcının aleyhine gelişmesi, kural olarak yatırımcının üstlendiği yatırım riskleri kapsamında değerlendirilir.

Bu nedenle yatırımcının zarar etmiş olması ile SPK’nın sorumlu olması arasında mutlak bir bağlantı bulunmamaktadır.

Ancak bazı durumlarda yatırımcının zararı yalnızca piyasa koşullarından değil, SPK’nın kanuni görevlerini gereği gibi yerine getirmemesinden kaynaklanabilir.

Örneğin SPK’nın müdahale etmesi gereken açık bir hukuka aykırılığın bulunmasına rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması ve bu nedenle yatırımcıların zarar görmesi halinde, olayın koşullarına göre idarenin hizmet kusurundan söz edilebilir.

Dolayısıyla SPK’nın yatırımcı zararından sorumlu olup olmadığı her olay bakımından konunun uzmanı bir avukat tarafından ayrıca değerlendirilmelidir.


Nitekim Danıştay 13. Dairesi'nin 02.12.2005 tarihli, E.2005/2625, K.2005/5753 sayılı kararı her ne kadar istisnai bir sonuç olsa da SPK'nın belli koşullar altında sorumluluğunun doğabileceğini göstermiştir.

Olayda, borsa üyeliği ve aracılık faaliyetlerinde bulunma yetkisi kaldırılan bir bankanın, yetkisi olmadığı halde ilan ve reklamlar aracılığıyla yatırımcılara yönelik faaliyetlerini sürdürdüğü görülmüştür.

İlgili idarelerin söz konusu faaliyetleri zamanında engellememesi nedeniyle ortaya çıkan zararda BDDK ve SPK'nın hizmet kusurunun bulunduğu kabul edilmiştir.

Danıştay tarafından yatırımcının tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi, SPK'nın kanuni görevini açık biçimde yerine getirmemesi ile yatırımcının zararı arasında uygun illiyet bağının kurulabildiği durumlarda idarenin tazminat sorumluluğunun doğabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.


SPK’nın Yatırımcıya Karşı Sorumluluğunun Şartları Nelerdir?

SPK’nın yatırımcının uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlü tutulabilmesi için yalnızca zarar meydana gelmiş olması yeterli değildir.

İdarenin tazmin sorumluluğunun doğabilmesi bakımından genel olarak şu unsurların birlikte bulunması gerekir:


1. SPK’nın Bir Görev veya Yetkisinin Bulunması

Öncelikle zarara neden olduğu ileri sürülen konuda SPK’nın kanundan kaynaklanan bir görev veya yetkisinin bulunması gerekir.

SPK’nın görev ve yetkileri başta 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu olmak üzere ilgili sermaye piyasası mevzuatında düzenlenmiştir.

Bu nedenle somut olayda SPK’nın hangi konuda denetim veya gözetim yapmakla yükümlü olduğu belirlenmelidir.


2. Hizmet Kusurunun Bulunması

İkinci olarak SPK’nın kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında hizmet kusuru oluşturabilecek bir davranışının bulunması gerekir.

Hizmet kusuru; somut olayın özelliklerine göre hizmetin hiç yapılmaması, geç yapılması, kötü yapılması veya gerekli özenin gösterilmemesi şeklinde ortaya çıkabilir.

Örneğin SPK’nın kanunen müdahale etmesi gereken bir durumu bilmesine veya bilmesi gerekmesine rağmen hiçbir işlem yapmaması, somut olayın koşullarına göre hizmet kusuru oluşturabilir.


3. Gerçek ve Somut Bir Zararın Bulunması

Tazminat talebinde bulunan yatırımcının gerçek ve somut bir zarara uğramış olması gerekir.

Zararın miktarının ve niteliğinin ortaya konulması önemlidir.

Bununla birlikte, yatırım aracının değer kaybetmesi ile SPK’nın eylemi arasında doğrudan bir bağlantı bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.


4. Uygun İlliyet Bağının Bulunması

SPK’nın sorumluluğu bakımından en önemli unsurlardan biri uygun illiyet bağıdır.

Yatırımcının uğradığı zarar ile SPK’nın işlem veya eylemi arasında uygun bir nedensellik ilişkisi bulunmalıdır.

Örneğin yatırımcının zararının;

  • piyasa koşullarından,

  • yatırımcının kendi yatırım kararından,

  • şirketin ticari başarısızlığından,

  • ekonomik gelişmelerden,

  • üçüncü kişilerin bağımsız eylemlerinden

kaynaklandığı durumlarda SPK’nın sorumluluğunun kabul edilmesi güçleşmektedir.

Bu nedenle yatırımcı tarafından, SPK’nın hangi eylem veya ihmali nedeniyle zararın meydana geldiğinin somut olarak ortaya konulması gerekir.


SPK’nın Denetim Yapmaması Nedeniyle Tazminat Davası Açılabilir mi?

Evet, belirli şartların gerçekleşmesi halinde SPK’nın denetim ve gözetim görevini yerine getirmemesi nedeniyle tazminat talep edilmesi mümkündür.

Ancak burada önemli olan, SPK’nın yalnızca yatırımcının beklediği sonucu gerçekleştirmemiş olması değildir.

Dava bakımından öncelikle;

  • SPK’nın somut olayda hangi yetkiye sahip olduğu,

  • hangi denetim veya gözetim görevini yerine getirmesi gerektiği,

  • bu görevin ne zaman yerine getirilmesi gerektiği,

  • SPK’nın bu görevi yerine getirip getirmediği,

  • görev yerine getirilmediyse bunun hizmet kusuru oluşturup oluşturmadığı,

  • yatırımcının zararının ne olduğu ve

  • bu zarar ile SPK’nın ihmali arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı

belirlenmelidir.


SPK'ya Karşı Hangi Dava Açılır?

SPK'nın işlem veya eylemlerinden ya da denetim ve gözetim görevlerini yerine getirmemesinden kaynaklandığı ileri sürülen zararların tazmini amacıyla, somut olayın koşullarına göre idari yargıda tam yargı davası açılması gündeme gelebilir.

Tam yargı davasında yatırımcının uğradığı zararın hangi idari işlem veya eylemden kaynaklandığı ve idarenin neden sorumlu tutulması gerektiği ortaya konulmalıdır.

Bu noktada dava dilekçesinde yalnızca zarar miktarına yer verilmesi yeterli değildir. SPK'nın somut olayda hangi görevini yerine getirmediği ve bu ihmalin zarara nasıl neden olduğu hukuki ve maddi vakıalarla açıklanmalıdır.


SPK'ya Karşı Tazminat Davasında Deliller Neden Önemlidir?

SPK'nın sorumluluğunun ortaya konulabilmesi bakımından somut olayın tüm belgeleri önem taşıyabilir.

Olayın niteliğine göre;

  • SPK kararları,

  • SPK yazışmaları,

  • şirket tarafından yapılan KAP açıklamaları,

  • izahnameler,

  • kamuya yapılan açıklamalar,

  • şirket ve aracı kurum kayıtları,

  • yatırım hesabı ve işlem kayıtları,

  • ticaret sicili kayıtları,

  • reklam ve ilanlar,

  • bilirkişi incelemeleri,

  • ilgili idari ve adli yargı kararları

delil olarak değerlendirilebilir.

Özellikle SPK'nın belirli bir olaydan haberdar olup olmadığı, ne zaman haberdar olduğu ve buna rağmen hangi işlemleri gerçekleştirdiği, hizmet kusurunun tespitinde önem taşıyabilir.


Şirket veya Aracı Kuruma Karşı Dava Açılması Gerekebilir

Yatırımcının uğradığı zarar her zaman SPK'nın denetim faaliyetinden kaynaklanmaz.

Bazı durumlarda zararın doğrudan;

  • halka açık şirkete,

  • şirket yöneticilerine,

  • yönetim kurulu üyelerine,

  • aracı kuruma veya

  • sermaye piyasası faaliyetinde bulunan diğer gerçek veya tüzel kişilere

ait bir eylemden kaynaklanması mümkündür.

Örneğin gerçeğe aykırı açıklamalar, yanıltıcı bilgiler, izahnamede eksik veya gerçeğe aykırı bilgiler bulunması ya da aracı kurumun yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle meydana gelen zararlar bakımından ilgili özel hukuk kişilerine karşı tazminat talep edilmesi gündeme gelebilir.

Bu tür uyuşmazlıklarda görevli yargı kolu, uygulanacak hukuki hükümler ve dava türü SPK'ya karşı açılacak bir tam yargı davasından farklı olabilir.

Bu nedenle yatırımcının uğradığı zararın uzman bir avukat tarafından; hangi kişi veya kurumun hangi eyleminden kaynaklandığının öncelikle tespit edilmesi gerekir.


Sonuç: Yatırımcının Zararında SPK'nın Sorumluluğu

SPK, sermaye piyasalarının düzenlenmesi ve denetlenmesinden sorumlu önemli bir kamu otoritesidir. Ancak SPK'nın bu görevleri, yatırımcının sermaye piyasası yatırımlarından doğabilecek her türlü zararın devlet tarafından karşılanacağı anlamına gelmez.

Yatırımcının zararında SPK'nın sorumluluğunun doğabilmesi için somut olayın özelliklerine göre hizmet kusurunun, gerçek bir zararın ve SPK'nın işlem veya eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.

Özellikle yatırımcının zararının yalnızca piyasa hareketlerinden veya kendi yatırım kararından kaynaklandığı durumlarda SPK'nın tazminat sorumluluğundan söz edilmesi mümkün olmayabilir.

Buna karşılık SPK'nın kanunen sahip olduğu denetim ve gözetim yetkilerini açık bir hizmet kusuru oluşturacak şekilde kullanmaması ve bu durumun doğrudan yatırımcının zararına neden olması halinde SPK'ya karşı tam yargı davası açılması ve uğranılan zararın tazmininin talep edilmesi mümkün olabilir.

Bu nedenle sermaye piyasası nedeniyle zarar gören yatırımcıların, dava açmadan önce yalnızca zarar miktarını değil; zararın kaynağını, SPK'nın somut olayda sahip olduğu görev ve yetkileri, olası hizmet kusurunu ve zarar ile idarenin davranışı arasındaki illiyet bağını birlikte değerlendirmesi gerekir.

Sermaye piyasası uyuşmazlıklarında hangi kişi veya kurumun sorumlu olduğunun doğru belirlenmesi, görevli yargı kolunun ve uygulanacak hukuki yolun tespiti açısından kritik önem taşımaktadır.

 
 
 

Yorumlar


© 2005 KÖSE HUKUK BÜROSU  ENGİN İSMAİL KÖSE  İSTANBUL TÜRKİYE

LOGO.png
bottom of page