top of page

Tasfiye Edilen Yatırım Fonları: Tera ve Pusula Fon Mağdurları Ne Yapmalı?

22 saat önce
14 dakikada okunur

Özet: Tasfiye Edilen Yatırım Fonlarında Yatırımcılar Ne Yapmalı?

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Eylül 2026'da ortaya çıkan fon ödeme sorunlarının ardından Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1 Capital, Bulls ve Pardus Portföy yönetim şirketlerinin kurucusu olduğu belirli yatırım fonlarının alım satım işlemlerini durdurmuş ve güncellenen liste kapsamında 131 fonun tasfiyesine karar vermiştir. SPK'nın 23 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre söz konusu fonlardaki tekil yatırımcı sayısı 455.758'dir.


Yatırım fonlarının tasfiyeye alınması, yatırımcıların haklarını kaybettiği anlamına gelmediği gibi yatırılan anaparanın tamamının koşulsuz olarak geri ödeneceği anlamına da gelmez. Ödenecek tutar, fon malvarlığının tasfiye sürecinde nasıl değerlendirildiğine ve yatırımcının hukuki durumuna göre belirlenir.


Yatırımcıların izleyeceği yol bakımından özellikle üç konu önemlidir:

  • Satış emrinin tarihi ve durumu: 16 Eylül 2026 ve öncesinde TEFAS'a iletilen emirler ile 17 Eylül'de platform tarafından iptal edilen emirler aynı şekilde değerlendirilmemektedir. Emrin gerçekleşip gerçekleşmediği, valör tarihi ve varsa ödenmemiş bedel ayrıca incelenmelidir.

  • Ara ödeme düzenlemesi: SPK'nın 1 Ekim 2026 tarihli duyurusuyla Tera, Pusula, Atlas ve Hedef Portföy yönetim şirketlerinin tasfiye kapsamındaki fonlarında, mutabakatı tamamlanan yatırımcılara nihai tasfiye tutarından mahsup edilmek üzere, fon başına en fazla 1 milyon TL ara ödeme öngörülmüştür.

  • Hukuki başvuru ve tazminat: Fonun tasfiyeye alınması tek başına tazminat hakkı doğurmaz. Buna karşılık gerçekleşmiş bir satışın bedelinin ödenmemesi, mevzuata aykırı fon yönetimi, yanlış bilgilendirme veya ilgili kuruluşların kendi yükümlülüklerini ihlal etmesi gibi durumlar, koşulları oluştuğunda ayrı hukuki taleplere konu olabilir.


Bu nedenle yatırımcıların yalnızca tasfiye sonucunu beklemekle yetinmemesi; fon kodunu, işlem kayıtlarını, satış emirlerini, hesap hareketlerini ve kendilerine verilen yatırım bilgilerinin içeriğini inceleyerek uygun hukuki yolu belirlemesi gerekir. Her somut olay birbirinden farklı olduğu için süreçlerin hukuka uygun bir şekilde takip edilebilmesi ve sizin durumunuza uygun yol haritası belirlenebilmesi için uzman bir avukattan destek alınması mağdurun yararına olacaktır.


1. Yatırım Fonları Krizi Nasıl Başladı?

Eylül 2026'da Türkiye sermaye piyasalarında yaşanan fon krizi, bazı yatırım fonlarının katılma payı iade ödemelerini zamanında gerçekleştirememesiyle görünür hâle gelmiştir. Ancak sürecin arka planında yalnızca ödeme gecikmeleri değil, fonların portföy yapısı, likidite düzeyleri ve hisse senedi piyasalarındaki gelişmeler de bulunmaktadır.


Kamuya yansıyan ekonomik değerlendirmeler, bazı fonların işlem hacmi ve fiilî dolaşımı sınırlı hisse senetlerinde yoğun pozisyonlar taşıdığına işaret etmektedir. Bu tür hisselerde fiyatların yükselmesi, fonların kısa sürede yüksek getiriler açıklamasına ve daha fazla yatırımcı çekmesine yol açabilir. Ancak fon büyüklüğü arttıkça aynı varlıklarda yüksek miktarda pozisyon taşınması, yatırımcıların aynı dönemde paralarını geri istemesi hâlinde likidite sorununu ağırlaştırabilir.


Özellikle kolaylıkla nakde çevrilemeyen varlıklara yatırım yapan bir fon, çok sayıda yatırımcının eş zamanlı satış talebiyle karşılaştığında, ödeme yükümlülüklerini karşılamak için portföyündeki varlıkları satmak zorunda kalabilir. Bu satışların düşük likiditeli hisselerde yoğunlaşması ise fiyatlar üzerinde ilave baskı meydana getirebilir. Fiyatlardaki düşüşün yeni satış taleplerini tetiklemesi, likidite sorununun büyümesine neden olabilir.


Bu mekanizma, Eylül 2026'da yaşanan gelişmeleri açıklamak bakımından önem taşımaktadır. Bununla birlikte fon krizinin bütün nedenlerinin veya varsa mevzuata aykırı işlemlerin kesin olarak tespit edildiği sonucu çıkarılmamalıdır. Nihai hukuki sorumluluk, ilgili denetim ve soruşturmaların bulguları ile somut işlem kayıtları üzerinden değerlendirilmelidir.


Pusula ve Tera Portföy'de ödeme sorunları

15 Eylül 2026 tarihinde Pusula Portföy Yönetimi A.Ş., bazı yatırım fonlarının katılma payı iade ödemelerinde temerrüt durumu oluştuğunu Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden duyurmuştur. Açıklamada, ilgili fon hesaplarına ilişkin aracı kurum mutabakatları ve likidite yönetimi sürecinin devam ettiği belirtilmiştir.


16 Eylül 2026 tarihinde ise Tera Portföy Para Piyasası (TL) Fonu (TP2) için benzer bir açıklama yapılmış; katılma payı iade ödemelerinde temerrüt oluştuğu bildirilmiştir. Aynı gün Tera Portföy Hisse Senedi (TL) Fonu (THF) için de ödeme sorununa ilişkin bildirim yayımlanmıştır.


Bu açıklamalar, yatırımcıların paralarını geri alma sürecinde karşılaştıkları sorunların somut göstergeleridir. Ancak KAP'ta temerrüt açıklaması yapılması, tek başına fon malvarlığının tamamen kaybedildiğini veya belirli bir kişi ya da kuruluşun hukuken sorumlu olduğunun kesinleştiğini göstermez.


Likidite sorunu neden piyasanın geneline yayıldı?

Bazı fonların ödeme güçlüğüne ilişkin açıklamalarının ardından yatırımcıların fonlardan çıkma isteğinin artması ve hisse senedi piyasasındaki sert fiyat hareketleri, krizin etkilerini genişletmiştir. Reuters'ın 17 Eylül 2026 tarihli haberinde, Borsa İstanbul'daki sert satışlar sonrasında yetkili kurumların hem fon piyasasında hem de genel piyasa likiditesinde istikrarı desteklemeye yönelik tedbirler aldığı aktarılmıştır.


Bu gelişmeler üzerine SPK, 17 Eylül 2026 tarihinde ilgili portföy yönetim şirketlerinin fonlarına yönelik işlem durdurma ve tasfiye kararları açıklamıştır. Aynı dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da Türk lirası likiditesini destekleyici adımlar atmıştır.


Böylece başlangıçta belirli fonlarda görülen iade ve likidite sorunları, fon yatırımcılarının haklarının nasıl korunacağına, portföylerin nasıl tasfiye edileceğine ve olası zararların hangi hukuki yollarla talep edilebileceğine ilişkin daha kapsamlı bir mesele hâline gelmiştir.


2. SPK Fon Tasfiyesi Ne Anlama Geliyor?

Yatırım fonunun tasfiyeye alınması, fon portföyünün ilgili tasfiye usul ve esaslarına göre değerlendirilmesi, varlıkların nakde çevrilmesi ve tasfiye sonucunda dağıtılabilecek tutarların katılma payı sahiplerine aktarılması sürecidir.


Tasfiye kararı, fonun daha önceki yatırım işlemlerinin tamamının hukuka aykırı olduğunun veya portföy yönetim şirketinin iflas ettiğinin tek başına kanıtı değildir. Bu karar, yatırımcıların haklarının mevcut koşullar altında nasıl gerçekleştirileceğini belirleyen idari tedbirler bütününün bir parçasıdır.


Fon malvarlığı ile portföy yönetim şirketinin malvarlığı arasındaki fark

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca yatırım fonunun malvarlığı, portföy yönetim şirketinin ve portföy saklama kuruluşunun malvarlığından ayrıdır.


Bu ayrılık, fon varlıklarının kural olarak portföy yönetim şirketinin veya saklama kuruluşunun kendi borçlarının ödenmesinde kullanılmasını engeller. Fonun tasfiye edilmesi hâlinde ödeme, tasfiye esasları çerçevesinde ilgili fonun katılma payı sahiplerine yapılır.


Ancak bu koruma, fon portföyündeki varlıkların piyasa değerini garanti etmez. Tasfiye sürecinde satılacak varlıkların gerçekçi piyasa değerleri, likidite koşulları ve fon yükümlülükleri, yatırımcılara dağıtılabilecek tutarı etkileyebilir.


Bu nedenle yatırım hesabında daha önce görünen tutar ile tasfiye sonunda elde edilecek tutarın aynı olacağı varsayılmamalıdır. Öte yandan yatırımcının tasfiye sürecindeki payının yanında, şartları oluşmuş başka bir alacak veya tazminat talebi bulunup bulunmadığı da ayrıca incelenmelidir.


3. Hangi Yatırım Fonları Tasfiyeye Tabi Tutulacak?

SPK, 17 Eylül 2026 tarihinde aldığı kararlarla yedi portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu fonların alım satım işlemlerini durdurmuş ve belirlenen fonların tasfiyesine karar vermiştir. SPK'nın 17 Eylül tarihli 2026/61 sayılı Bülteni ile tasfiye listesi güncellenmiş; 23 Eylül 2026 tarihli resmî açıklamada tasfiye kapsamındaki fon sayısı 131 olarak duyurulmuştur.


Tasfiye kapsamındaki fonlar aşağıdaki portföy yönetim şirketlerine aittir:

Portföy yönetim şirketi

Tasfiye kapsamındaki fon sayısı

A1 Capital Portföy

9

Atlas Portföy

16

Bulls Portföy

15

Hedef Portföy

31

Pardus Portföy

42

Pusula Portföy

12

Tera Portföy

6

Toplam

131

Tasfiye listesinde, örneğin Tera Portföy Para Piyasası (TL) Fonu (TP2), Tera Portföy Birinci Serbest Fon (TLY) ve Tera Portföy Hisse Senedi (TL) Fonu (THF) gibi fonlar da yer almaktadır. Fonun yalnızca işlemden durdurulmuş olması ile tasfiye listesinde bulunması farklı hukuki sonuçlara yol açabileceğinden, yatırımcıların fon kodunu güncellenmiş resmî listeyle karşılaştırması önemlidir.


Tasfiye kapsamındaki fonların tam unvanları için SPK'nın 17 Eylül 2026 tarihli 2026/61 sayılı Bülteni esas alınmalıdır. Fonun kurucusu veya kodu hakkında genel bir bilgiye dayanarak işlem yapmak yerine, listede belirtilen tam unvan kontrol edilmelidir.


Tasfiye sürecini hangi bankalar yürütecek?

SPK'nın 2026/61 sayılı Bülteni ile Tera Portföy fonlarının tasfiye sürecinin yürütülmesinde Türkiye İş Bankası A.Ş.; A1 Capital, Atlas, Bulls, Hedef, Pardus ve Pusula Portföy fonlarında ise T.C. Ziraat Bankası A.Ş. görevlendirilmiştir.


Bu bankalar, SPK tarafından belirlenen usul ve esaslar kapsamında fon varlıkları, işlem kayıtları, yükümlülükler ve yatırımcı hesaplarına ilişkin mutabakat işlemlerinin yürütülmesinde yetkilendirilmiştir. Fon varlıklarının nakde çevrilmesi ve elde edilen tutarların yatırımcı hesaplarına aktarılması da ilgili tasfiye kuralları çerçevesinde gerçekleştirilir.


Tasfiye sürecinde Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kayıtları, katılma payı sahipliğinin, pay miktarlarının ve varsa rehin, haciz, tedbir veya gerçekleşmemiş emirlerin tespiti bakımından önem taşımaktadır.


4. 16 Eylül Öncesi ve Sonrası Verilen Satış Emirleri Yatırımcıları Nasıl Etkiliyor?

Fon mağdurları bakımından en önemli ayrımlardan biri, satış emrinin hangi tarihte verildiği ve emrin hangi aşamada bulunduğudur.


Yatırımcı tarafından satış talimatı verilmiş olması, satışın kesinleştiğini veya satış bedelinin aynı anda muaccel hâle geldiğini her durumda göstermez. Fonun fiyatlama ve valör kuralları, işlemin gerçekleşip gerçekleşmediği, emir iptali ve ödeme kayıtları birlikte değerlendirilmelidir.


SPK'nın 28 Eylül 2026 tarihli tasfiye sürecine ilişkin açıklaması, bu ayrımı somutlaştırmaktadır.


16 Eylül 2026 ve öncesinde TEFAS'a iletilen emirler

SPK, 16 Eylül 2026 tarihi ve öncesinde TEFAS'a iletilen alım ve satım talimatlarının, platformun olağan işleyişi kapsamında normal işlem valörlerinde ele alındığını açıklamıştır.


Bu nedenle söz konusu tarihlerde satış emri veren yatırımcıların öncelikle işlemlerinin gerçekleşip gerçekleşmediğini ve varsa ödeme yükümlülüğünün hangi tarihte doğduğunu belirlemesi gerekir.


Satışı gerçekleşmiş ve ödeme vadesi gelmiş olmasına rağmen satış bedeli ödenmemiş bir işlem ile satış talimatı verilmiş ancak henüz gerçekleştirilmemiş bir işlem aynı değildir. İlk durumda, şartları varsa satış bedeline ilişkin bir alacak talebi gündeme gelebilir. İkinci durumda ise emrin gerçekleşme durumu ve tasfiye usul ve esasları belirleyicidir.


SPK'nın 2026/61 sayılı Bülteni ayrıca, tasfiye kapsamındaki fonlarda TEFAS üzerinden satış emri verilmiş ancak gerçekleştirilmemiş iade talimatları karşılığında oluşan tutarın fon hesabına borç olarak kaydedileceğini ve bu borçların tasfiye sürecinde elde edilen nakitle öncelikli olarak ödeneceğini düzenlemektedir. Bu düzenlemenin somut bir yatırımcının emrine uygulanıp uygulanmadığı, ilgili işlem kayıtları ve talimatın hukuki durumu üzerinden belirlenmelidir.


16 Eylül 2026 saat 13.30 sonrasında verilen emirler

SPK'nın açıklamasında, 16 Eylül 2026 saat 13.30 sonrasında iletilen talimatlarla 17 Eylül 2026 saat 13.30 öncesinde iletilen talimatların aynı fiyat valörüne tabi olduğu belirtilmiştir.


Bununla birlikte fiyat valörlerinin örtüşmesi, bu iki tarihte verilen emirlerin hukuken aynı şekilde sonuçlandığı anlamına gelmez. Talimatın TEFAS'a hangi tarihte iletildiği ve platformun kapatma kararı nedeniyle emri iptal edip etmediği ayrıca incelenmelidir.


Bu nedenle 16 Eylül günü saat 13.30'dan sonra emir veren yatırımcıların, yalnızca saat veya fiyat valörü üzerinden hak sahibi oldukları tutar hakkında kesin bir sonuca varmaması gerekir. İlgili banka veya aracı kurumdan emrin sisteme giriş zamanı, gerçekleşme durumu, valör bilgisi ve takas kaydı yazılı olarak istenmelidir.


17 Eylül 2026 tarihinde verilen ve iptal edilen emirler

SPK'nın açıklamasına göre tasfiyeye konu fonların 17 Eylül 2026 tarihinde TEFAS üzerinden alım satıma kapatılması nedeniyle bu tarihte platforma iletilen ve kapatma kararının uygulanması için iptal edilen talimatlar, olağan işlem akışı içinde gerçekleştirilmemiştir.


Bu talimat sahiplerine, SPK'nın açıklamasında belirtildiği üzere, tasfiye bakiyesinden fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılması öngörülmüştür.

Dolayısıyla 17 Eylül'de iptal edilen bir satış talimatının varlığı, tek başına talimatın öngördüğü tutarın kesinleşmiş bir satış bedeli alacağı hâline geldiğini göstermez. Bu gruptaki yatırımcıların hakları, katılma payı kayıtları ve tasfiye sürecindeki durumları esas alınarak değerlendirilmelidir.


Satış emri veren bütün yatırımcılar aynı hukuki durumda mı?

Hayır. En azından şu ayrımların yapılması gerekir:

  • Satış emri gerçekleşmiş ve ödeme yükümlülüğü doğmuş olanlar.

  • TEFAS'a satış talimatı vermiş, ancak emri gerçekleşmemiş olanlar.

  • 17 Eylül 2026 tarihinde platform tarafından iptal edilen talimat sahipleri.

  • Katılma paylarını elinde tutarak tasfiye sürecine giren yatırımcılar.

Bu gruplar arasında hukuki açıdan önemli farklılıklar bulunabilir. Ayrıca satış talimatının verilmesi, valörün gelmesi, payların hesaptan çıkması ve nakit hareketinin gerçekleşmesi birbirinden ayrı olaylardır.


Bu nedenle satış emriyle ilgili bir uyuşmazlıkta genel bir ödeme sırası varsaymak yerine, yatırımcının gerçek işlem geçmişi ve SPK'nın ilgili emre uygulanabilir kararları birlikte incelenmelidir.


5. SPK ve Diğer Kamu Kurumlarının Aldığı Kararlar Nelerdir?

Fon krizinin ardından yatırımcıların haklarının korunması ve piyasa likiditesinin desteklenmesi amacıyla farklı kurumlar tarafından çeşitli tedbirler açıklanmıştır. Bu kararlar, hukuki yolların belirlenmesinde önem taşımaktadır.


17 Eylül 2026: Fonların işleme kapatılması ve tasfiye kararı

SPK, Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1 Capital, Bulls ve Pardus Portföy yönetim şirketlerinin kurucusu olduğu fonların alım satım işlemlerini durdurmuştur. Tasfiye kapsamındaki fonların listesi ise 2026/61 sayılı Bülten ile güncellenerek tasfiye usul ve esasları belirlenmiştir.


Aynı düzenleme çerçevesinde Tera Portföy fonları için İş Bankası, diğer altı portföy yönetim şirketinin fonları için Ziraat Bankası görevlendirilmiştir. Bu kuruluşlar, fonların malvarlıklarının tasfiye edilmesi ve yatırımcı hesaplarına ilişkin işlemlerin yürütülmesinde ilgili kararların verdiği yetkileri kullanmaktadır.


21 Eylül 2026: Tasfiye süresi altı aya çıkarıldı

SPK, 21 Eylül 2026 tarihli kararıyla tasfiye usul ve esaslarının belirli bir bölümünde yer alan üç aylık süreyi altı aya çıkarmıştır.


Bu değişikliğin amacı, fon portföylerindeki varlıkların piyasa koşulları ve likidite dikkate alınarak daha uygun şartlarda satılabilmesine imkân sağlamaktır.

Altı aylık sürenin belirlenmiş olması, tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmemektedir. SPK, koşullara bağlı olarak tasfiyenin daha erken tamamlanabileceğini de açıklamıştır.


23 Eylül 2026: Tasfiye kapsamındaki yatırımcı sayısı açıklandı

SPK'nın 23 Eylül 2026 tarihli resmî duyurusunda, tasfiye kapsamındaki fon sayısının 131 ve bu fonlardaki tekil yatırımcı sayısının 455.758 olduğu bildirilmiştir.


Bu açıklama, özellikle daha önce farklı sayılar üzerinden yapılan değerlendirmeler bakımından güncel resmî verinin esas alınması gerektiğini göstermektedir.


28 Eylül 2026: Satış emirlerinin işlem esasları açıklığa kavuşturuldu

SPK, 28 Eylül tarihli duyurusunda 16 Eylül ve öncesinde TEFAS'a iletilen talimatların olağan valörlerinde ele alındığını; 17 Eylül tarihinde işlem kapatma kararı nedeniyle iptal edilen talimat sahiplerine ise tasfiye bakiyesinden katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılacağını açıklamıştır.


Bu düzenleme, satış emrinin tarihi ve gerçekleşme durumunun yatırımcıların hukuki konumu üzerindeki önemini ortaya koymaktadır.


1 Ekim 2026: Belirli fonlar için ara ödeme düzenlemesi

SPK, Tera, Pusula, Atlas ve Hedef Portföy yönetim şirketlerinin kurucusu olduğu tasfiye kapsamındaki fonlar için ek bir ara ödeme usulü belirlemiştir.


Mutabakatı tamamlanan katılma payı sahiplerine, nihai tasfiye sonucunda hak kazanacakları tutardan mahsup edilmek üzere ara ödeme yapılması öngörülmüştür.


Ara ödeme hesaplamasında MKK tarafından mutabakat sonuçları çerçevesinde belirlenecek net yatırım tutarları esas alınacak; her bir yatırımcıya, her bir fon için ayrı ayrı olmak üzere, en fazla 1 milyon TL ödenecektir. Net yatırım tutarı bu limitin altındaysa tutarın tamamı, limitin üzerindeyse en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılması öngörülmektedir.


Bu ödeme, nihai tasfiye sonucunda hak kazanılacak tutardan mahsup edilmektedir. Ara ödeme yapılması, katılma paylarının o aşamada iade edildiği anlamına gelmez. SPK, yöntemin öncelikle para piyasası fonlarından başlayarak uygulanacağını açıklamıştır.

Önemli: Bu özel ara ödeme düzenlemesi, 131 fonun tamamı için aynı koşullarda ve sınırsız bir anapara iadesi garantisi olarak yorumlanmamalıdır.


1 Ekim 2026: İsteğe bağlı iade hesapları açıldı

SPK'nın bir diğer duyurusuyla, tasfiye kararından önceki dönemde fon katılma payı satışları sonucunda fahiş kazanç elde ettiği değerlendirilen kişilerden, bu kazançları gönüllü olarak ilgili fona iade etmek isteyenler için TMSF adına ayrı hesaplar açıldığı açıklanmıştır.


İsteğe bağlı iadeler, yalnızca ilgili fonun tasfiye malvarlığına dâhil edilerek o fonun katılma payı sahiplerine yapılacak ödemelerde kullanılmak üzere belirlenen bankalara aktarılacaktır.


Bu uygulama, fon yatırımcılarına genel bir devlet tazminatı ödenmesi anlamına gelmemektedir. Amaç, gönüllü olarak iade edilmek istenen tutarların ilgili fonun tasfiye sürecine dâhil edilebilmesidir.


Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın likidite tedbirleri

TCMB, 17 Eylül 2026'da fon piyasasında yaşanan sorunların ardından Türk lirası likiditesini desteklemek amacıyla çeşitli adımlar atmıştır. Reuters'ın haberine göre haftalık repo fonlaması 300 milyar TL'ye çıkarılmış, bankaların Bankalararası Para Piyasası'ndaki borçlanma limitleri yükseltilmiş ve likidite koşullarını destekleyici başka tedbirler de uygulanmıştır.


TCMB Başkanı Fatih Karahan, 6 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, fon piyasasındaki sorunların finansal sistemin geneline yayılan bir bulaşma riski oluşturmadığını ve gerekli görülmesi hâlinde yeni adımlar atılabileceğini belirtmiştir.

Bu önlemler, finansal istikrarın desteklenmesine yöneliktir. TCMB'nin likidite sağlaması, yatırım fonu mağdurlarının zararlarının doğrudan karşılanacağı anlamına gelmez.


Yatırım fonlarının tasfiyesine ilişkin kanun teklifleri

Yatırım fonlarının tasfiyesine yönelik özel yasal düzenlemeler hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) de çalışmalar bulunmaktadır.


TBMM kayıtlarında, 28 Eylül 2026 tarihinde sunulan Yatırımcıların Korunması Amacıyla Bazı Yatırım Fonlarının Adil Tasfiyesi Hakkında Kanun Teklifi ile 9 Ekim 2026 tarihinde sunulan Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi komisyon aşamasında görünmektedir.


Bu teklifler, tasfiye sürecine ilişkin özel usul ve esasların kanuni çerçevede düzenlenmesi bakımından önem taşımaktadır. Ancak 12 Ekim 2026 itibarıyla tekliflerin komisyon aşamasında bulunması, henüz yürürlüğe girmiş bir kanun düzenlemesi olarak uygulanamayacakları anlamına gelir.


Yatırımcıların haklarını belirlerken yürürlükte bulunan SPK kararları ile henüz kanunlaşmamış teklifleri birbirinden ayırması gerekir. Yeni bir kanun yürürlüğe girerse tasfiye ve ödeme süreçleri bakımından değişiklikler meydana gelebileceğinden, sürecin güncel mevzuat üzerinden takip edilmesi önemlidir.


6. Yatırım Fonları Nedeniyle Tazminat Davası Kimlere Karşı ve Hangi Durumlarda Açılabilir?

Tasfiye edilen fonlar nedeniyle zarara uğradığını düşünen yatırımcılar, somut olayın koşullarına göre tazminat veya alacak talebinde bulunabilir. Ancak fonun tasfiyeye alınması ya da yatırım değerinin düşmesi, tek başına herhangi bir kuruluşun tazminat sorumluluğunu doğurmaz.


Tazminat bakımından temel mesele; ilgili kişinin veya kuruluşun hangi hukuki yükümlülüğünü ihlal ettiği, yatırımcının hangi zarara uğradığı ve bu ihlal ile zarar arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığıdır.


Portföy yönetim şirketine karşı tazminat davası

Fonun yönetiminden sorumlu portföy yönetim şirketi, fonu mevzuata, fon içtüzüğüne, izahnameye ve ilgili yatırım stratejisine uygun biçimde yönetmekle yükümlüdür.


Somut olayda fonun mevzuata aykırı yönetilmesi, yatırımcı menfaatlerinin gözetilmemesi, çıkar çatışmalarının gereği gibi yönetilmemesi veya yanlış ve yanıltıcı bilgilendirme yapılması gibi iddialar, tazminat sorumluluğu bakımından incelenebilir.


Bununla birlikte piyasa koşullarından kaynaklanan kayıplarla hukuka aykırı işlem veya yükümlülük ihlalinin neden olduğu zarar birbirinden ayrılmalıdır. Davada ilgili yükümlülük ihlali ve bunun zarara etkisi ortaya konulmalıdır.


Portföy saklama kuruluşuna karşı tazminat talebi

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 56. maddesi, portföy saklama kuruluşunun görev ve sorumluluklarını düzenlemektedir.


Fon varlıklarının saklanması, işlemlerin ilgili mevzuata uygunluğunun gözetilmesi ve fon varlıklarına ilişkin bedellerin aktarılması gibi görevlerin ihlali nedeniyle zarar meydana gelmişse, saklama kuruluşunun sorumluluğu gündeme gelebilir.


Ancak saklama kuruluşunun yalnızca fonun tasfiyeye alınmış olması nedeniyle otomatik olarak sorumlu tutulması mümkün değildir. Kuruluşun görevleri, somut eylemleri ve ileri sürülen zarar arasındaki ilişki ayrıca değerlendirilmelidir.


Banka veya aracı kuruma karşı tazminat davası

Yatırım fonu bankanın veya aracı kurumun uygulaması üzerinden satın alınmışsa, ilgili kuruluşun sorumluluğu da inceleme konusu olabilir.


Örneğin satış emrinin yanlış veya geç iletilmesi, işlem kayıtlarının hatalı tutulması, yatırımcıya yanıltıcı bilgi verilmesi ya da sunulan yatırım hizmeti kapsamındaki yükümlülüklerin ihlal edilmesi, somut olayın koşullarına göre sorumluluk doğurabilir.


Buna karşılık fonun bankadan satın alınmış olması, bankayı fonun bütün yatırım risklerinden ve piyasa kaynaklı zararlarından kendiliğinden sorumlu hâle getirmez.


Devletin veya SPK'nın sorumluluğu gündeme gelebilir mi?

SPK'nın denetim ve gözetim görevlerini gereği gibi yerine getirmediği iddiası da somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirmeye konu olabilir. Ancak fon yatırımcısının zarar etmiş olması, doğrudan devletin tazminat sorumluluğunu ortaya koymaz.


Böyle bir talepte ilgili idari işlem veya eylemin hukuka aykırılığı, hizmet kusuru iddiası, zarar ve nedensellik bağı gibi unsurların değerlendirilmesi gerekir. İdari yargıda başvuru yapılması hâlinde, görevli ve yetkili yargı yeri ile dava açma süreleri de ayrıca incelenmelidir.


Tazminat davası açmak için hangi deliller önemlidir?

Tazminat talebinin dayanağına göre fon izahnamesi, yatırımcı bilgi formu, portföy dağılım raporları, MKK kayıtları, banka ekstreleri, satış emirleri, valör bilgileri ve kurumlardan alınan yazılı açıklamalar önem taşıyabilir.


Özellikle zararın tutarı, zarar doğuran işlem ve bu işlemden sorumlu tutulabilecek kişiler somut biçimde belirlenmelidir. Gerektiğinde fonun portföy yapısı, işlem geçmişi ve mevzuata uygunluğu hakkında uzman bilirkişi incelemesi yapılması da söz konusu olabilir.


7. Fon Mağdurları Hak Kaybı Yaşamamak İçin Neler Yapmalı?

Tasfiye sürecinde yatırımcıların haklarını koruyabilmesi için ilk adım, kendi işlem ve hesap kayıtlarını ayrıntılı biçimde ortaya koymaktır. Yalnızca hesap ekranında görünen son bakiye veya fonun tasfiye listesinde bulunması üzerinden hareket etmek, somut hukuki konumun belirlenmesi için yeterli olmayabilir.


Yatırım ve hesap kayıtlarını eksiksiz biçimde alın

Yatırımcılar, MKK e-Yatırımcı kayıtlarıyla birlikte bankalarından veya aracı kurumlarından yatırım hesabı ekstrelerini, alış ve satış işlemlerini, katılma payı miktarlarını ve hesap hareketlerini temin etmelidir.


Özellikle satış emri verilmişse emrin tarihi ve saati, sisteme hangi kanaldan iletildiği, gerçekleşme durumu, fiyat ve valör bilgileri, varsa iptal kaydı ve ödeme hareketleri ayrı ayrı belgelenmelidir.


Fonun güncel tasfiye listesindeki durumunu kontrol edin

Fonun tam unvanı ve kodu, SPK'nın güncel tasfiye listesiyle karşılaştırılmalıdır. Yalnızca fonu kuran portföy yönetim şirketinin adının işlem durdurma kararında geçmesi, yatırım yapılan her fonun tasfiye kapsamında olduğu anlamına gelmez.


Tasfiye kapsamındaki fonlar bakımından ilgili saklama ve tasfiye kuruluşlarının duyuruları da takip edilmelidir.


Ara ödeme ve mutabakat durumunu takip edin

SPK'nın 1 Ekim 2026 tarihli ara ödeme düzenlemesine giren fonlarda, yatırımcının net yatırım tutarının ve hak sahipliğinin ilgili kayıtlarla mutabık olması önem taşımaktadır.


Yatırımcı kayıtlarıyla kurum kayıtları arasında farklılık olduğu düşünülüyorsa bu durum yazılı şekilde bildirilmeli, ilgili kayıtların düzeltilmesi veya açıklanması istenmelidir. Ancak belirli bir fonda ara ödeme öngörülmüş olması, diğer fonlardaki yatırımcılar için kendiliğinden aynı hakkın doğduğu anlamına gelmez.


İlgili kuruluşlara yazılı başvuru yapın

Somut olaya göre portföy yönetim şirketi, bankası, aracı kurumu veya ilgili saklama kuruluşuna başvurularak işlem kayıtları, ödeme durumuna ilişkin açıklamalar ve hukuki talebin değerlendirilmesi için gerekli belgeler istenebilir.


Başvurunun yazılı yapılması, uyuşmazlığın tarihinin ve kapsamının ortaya konulması açısından yararlıdır. Gerektiğinde noter ihtarnamesi gibi hukuki araçlar da değerlendirilebilir. Bununla birlikte ihtarname gönderilmesi veya kuruma başvurulması, her durumda zamanaşımını ya da dava açma sürelerini durdurmaz.


SPK'ya şikâyet başvurusu yapmayı değerlendirin

Mevzuata aykırı bir işlem veya yükümlülük ihlali bulunduğu düşünülüyorsa SPK'ya başvuru yapılabilir. Başvurunun ilgili fonun tam unvanını, işlem tarihlerini, sorumlu olduğu düşünülen kuruluşu ve iddiayı destekleyen belgeleri içermesi önemlidir.


Ancak SPK'ya şikâyet edilmesi, yatırımcının tazminat alacağının doğrudan ödeneceği anlamına gelmez. İdari inceleme ile özel hukuk kapsamında alacak veya tazminat talebi farklı hukuki süreçlerdir.


Yatırımcı Tazmin Merkezi'nin kapsamını kontrol edin

Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM), sermaye piyasasındaki bütün yatırım zararlarını karşılayan genel bir sigorta sistemi değildir.


6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 82 ila 85. maddelerinde düzenlenen tazmin mekanizması, kanuni koşulların oluşması ve ilgili süreçlerin işletilmesi hâlinde devreye girer. Fonun piyasa değerindeki düşüşü, tek başına YTM'den ödeme yapılacağı anlamına gelmez.


Bu nedenle yatırımcının zararının hangi işlemden doğduğu ve ilgili kuruluşun hangi yükümlülüğü yerine getiremediği belirlenerek YTM'nin görev alanına giren bir durum olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.


Zamanaşımı ve dava açma sürelerini kaçırmayın

Yatırım fonu mağdurlarının en önemli risklerinden biri, tasfiye sürecinin tamamlanmasını beklerken başvuru veya dava açma sürelerini kaçırmalarıdır.


Bütün talepler için geçerli tek bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Örneğin:

  • Haksız fiil nedeniyle ileri sürülen tazminat taleplerinde Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesindeki, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıllık ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıllık süre gündeme gelebilir.

  • Kamuyu aydınlatma belgelerindeki yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden doğan belirli tazminat talepleri bakımından Sermaye Piyasası Kanunu'nun 32. maddesinin altıncı fıkrasında özel bir altı aylık zamanaşımı öngörülmüştür.

  • İdari işlemlere karşı açılacak davalarda İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi ve varsa özel hükümler kapsamında dava açma süreleri ayrıca değerlendirilmelidir.


Bu süreler bütün fon uyuşmazlıklarına aynı şekilde uygulanmaz. Talebin niteliği, sorumlu tutulan taraf, öğrenme tarihi ve ilgili mevzuat hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.


Yatırımcıların tasfiyenin sona ermesini beklemeden, somut olayları bakımından süre riski taşıyan hukuki talepleri tespit etmeleri önemlidir.


Sonuç: Tasfiye Edilen Fonlarda Yatırımcıların Hukuki Yol Haritası

Eylül 2026'da başlayan yatırım fonu krizi sonrasında SPK tarafından alınan işlem durdurma ve tasfiye kararları, çok sayıda yatırımcıyı doğrudan etkilemiştir. Sürecin sağlıklı biçimde yürütülebilmesi için fon malvarlığının, yatırımcı hesaplarının ve gerçekleşmiş veya gerçekleşmemiş işlemlerin belirlenmesi gerekmektedir.


Tasfiye kararı, bütün yatırımcılar için anaparanın koşulsuz iade edileceği anlamına gelmez. Bununla birlikte yatırımcının haklarını kaybettiği veya başka bir hukuki yola başvuramayacağı sonucunu da doğurmaz.


Özellikle 16 Eylül 2026 ve öncesinde verilen emirler, 17 Eylül'de iptal edilen talimatlar ve tasfiye sürecine katılan yatırımcıların hukuki durumları birbirinden ayrılmalıdır. Ayrıca SPK'nın belirli fonlara yönelik ara ödeme düzenlemesi, olası tazminat talepleri, ilgili kurumların yükümlülükleri ve zamanaşımı süreleri somut olay kapsamında değerlendirilmelidir.


Fon mağdurlarının öncelikle işlem kayıtlarını toplaması, ilgili kurumların yazılı açıklamalarını alması ve uğradığı zararın hukuki niteliğini belirlemesi gerekir. Ardından tasfiye payı, ödenmeyen satış bedeli, faiz veya tazminat talebi gibi seçeneklerden hangilerinin uygulanabilir olduğu değerlendirilmelidir.


Sonuç olarak, yatırım fonu mağduriyetinde izlenecek hukuki yol her yatırımcı için aynı değildir. Fonun niteliği, işlem geçmişi, satış emrinin durumu, yatırımcıya verilen bilgiler ve ilgili kuruluşların yükümlülükleri birlikte incelenerek hareket edilmesi, hak kaybı riskinin azaltılması açısından önem taşır.


Durumunuz hakkında ne yapılabileceğine ilişkin ayrıntılı bilgi almak, belgelerinizin hukuki açıdan değerlendirilmesini sağlamak ve somut olayınıza uygun bir yol haritası hazırlamak için yatırım fonları ve sermaye piyasası uyuşmazlıkları konusunda deneyimli bir avukatla iletişime geçebilirsiniz.

 

 

 
 
 

Yorumlar


© 2005 KÖSE HUKUK BÜROSU  ENGİN İSMAİL KÖSE  İSTANBUL TÜRKİYE

LOGO.png
bottom of page