VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASI

Medeni Kanun’un 335. maddesine göre ergin olmayan çocuk anne ve babasının velayeti altındadır. Evlilik devam ettiği sürece de ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verildiğinde ise velayet eşlerden birine verilecek, kendisine velayet hakkı verilmeyen eş ile çocuk yada ya çocuklar arasında kişisel ilişki düzenlenecektir.



Boşanma davasının kesinleşmesinden sonra mahkemece verilen velayet hükmü, belli şartların varlığı altında her zaman değiştirilebilir. Bu davaya velayet davası yada velayetin değiştirilmesi davası denir.


Velayet her ne kadar ana babanın bir hakkı gibi görünsede, çocukların bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsar. Ana ve babanın çocukların kişiliklerine dair hak ve ödevleri, özellikle çocukların şahıslarına bakmak, onları görüp gözetmek, geçimlerini sağlamak, yetiştirilmelerini ve eğitimlerini gerçekleştirmektir. Bu noktada; çocuğun, eğitim ile istenilen ölçüde dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, iyi ahlâk sahibi, çalışkan ve bilgili bir insan olarak yetiştirmek hak ve yükümlülüğü bulunan ana ve babanın, sayılan tüm bu unsurlar yönünden çocuğa örnek teşkil etmeleri, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimine dair tüm önlemleri almaları gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır.(Yargıtay HGK 2017/2-1575 2018/672 K. )

Velayet temel olarak çocuğun menfaatleri ve özellikle psikolojik gelişimi, bakımı ve korunması ile ilgili olduğundan velayetin değiştirilmesi ile ilgili kıstaslarda buna bağlıdır. Bunlar çok çeşitli olabileceği gibi sadece velayeti kendisinde olan eşin yeniden evlenmesi tek başına yeterli görülmemiştir. Bu yeni durumun çocuk üstüne etkileri önemlidir. Çocuğun menfaatlerinin zedelendiği, velayet hakkının gereği gibi kullanılmadığı (örneğin çocuğa baba yerine babaanne tarafından bakılması), kötü yaşantı sebebi ile çocuğun ahlaken zarar gördüğü, çocuğa karşı yükümlülüklerin yerine getirilmediği durumlarda velayetin değiştirilmesine karar verilebilir.


Yargıtay bu davada eğer çocuk idrak edebilecek yaştaysa (örneğin bir kararda 10 yaşı yeterli görmüştür.) aile mahkemesi bünyesinde yer alan psikolog-pedogog ve sosyal uzman tarafından çocukla görüşme yapılarak rapor alınmasını şart koşmuştur.


Hukuk Muhakemeleri Kanunu 382. maddesine göre velayetin kaldırılması çekişmesiz yargı işi olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle mahkemece re'sen delil toplanabileceği gibi taraflarda yargılamanın her aşamasında delil sunabilirler.


Bu davaya ilişkin kararlarda Yargıtay asıl olanın çoçuğun üstün yararı olduğu, mahkemece ebeveynlerden hangisi yanında kalmasının çocuğun menfaatine olacağı tespit edilerek ona göre karar verilmesini istemektedir. Bu tespiti yaparken ise tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocuğun sağlıklı gelişimi için velayeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

71 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör